Bir davada, davacı veya davalının medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip olmaması (örneğin küçük veya kısıtlı olması) durumunda, bu kişinin 'taraf ehliyeti' var mıdır? Taraf ehliyeti ile dava ehliyeti arasındaki ilişkiyi HMK m.50 ve m.51 bağlamında açıklayınız.
Evet, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip olmayan bir kişinin (küçük veya kısıtlı) 'taraf ehliyeti' vardır. Taraf ehliyeti ile dava ehliyeti farklı kavramlardır. HMK m.50'ye göre 'taraf ehliyeti', medeni hukuktaki 'hak ehliyeti'nin usul hukukundaki karşılığıdır. Hak ehliyeti, her insanın sağ ve tam doğmak koşuluyla sahip olduğu, hak ve borçlara ehil olma yeteneğidir (TMK m.8). Dolayısıyla, bir küçük veya kısıtlı da hak ehliyetine ve buna bağlı olarak taraf ehliyetine sahiptir; bir davanın davacısı veya davalısı olabilir. HMK m.51'e göre 'dava ehliyeti' ise, medeni hukuktaki 'fiil ehliyeti'nin usul hukukundaki karşılığıdır. Fiil ehliyeti, bir kişinin kendi fiilleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesidir. Ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan her kişinin fiil ehliyeti vardır (TMK m.10). Dava ehliyeti, bir davayı bizzat veya atadığı vekil aracılığıyla takip etme ve usuli işlemleri yapma yeteneğidir. Bu nedenle, taraf ehliyeti olan ancak dava ehliyeti olmayan küçük veya kısıtlı, davada yasal temsilcisi (veli veya vasi) aracılığıyla temsil edilir. Özetle, her dava ehliyetine sahip olanın taraf ehliyeti vardır, ancak her taraf ehliyetine sahip olanın dava ehliyeti olmayabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-50-taraf-ehliyeti.html)