Kanun Teklifi'nde, sağlık çalışanlarına yönelik tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılacak adli soruşturmalar için 'izin' usulünün getirilmesi ve bu yetkinin Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulacak 'Mesleki Sorumluluk Kurulu'na verilmesi önerilmektedir. Bu düzenlemenin, 'tarafsızlık' ve 'bağımsızlık' ilkeleri ile 'etkili soruşturma yükümlülüğü' açısından yaratabileceği potansiyel sorunlar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41054

Bu düzenleme, birçok potansiyel sorun barındırmaktadır: 1) Tarafsızlık ve Bağımsızlık İlkeleri: İzin verme yetkisinin, yürütme organının bir parçası olan Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulacak bir kurula verilmesi, kurulun bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda ciddi şüpheler yaratır. Bakanlık, kendi personeli veya denetimindeki özel sektör personeli hakkındaki soruşturmalarda taraf konumundadır. Bu durum, kurulun kararlarında idarenin etkisinde kalabileceği, objektif davranamayacağı ve 'meslektaş dayanışması' gibi saiklerle hareket edebileceği endişesini doğurur. Bu, Anayasa'nın hukuk devleti ve mahkemelerin bağımsızlığı ilkeleriyle çelişir. 2) Etkili Soruşturma Yükümlülüğü: Devletin, yaşam hakkı ve vücut bütünlüğü hakkı gibi temel hakların ihlali iddialarını etkili bir şekilde soruşturma pozitif yükümlülüğü vardır. İzin mekanizmasının, keyfi veya taraflı bir şekilde kullanılarak, haklı şikayetlerin ve ceza soruşturmalarının daha en başında engellenmesi riski bulunmaktadır. Bu durum, mağdurların adalete erişim hakkını kısıtlar ve devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal edebilir. Sorumluların cezasız kalmasına yol açabilir. Bu nedenle, izin yetkisinin idari bir organdan ziyade, yargısal niteliği daha ağır basan, bağımsız ve tarafsız bir yapıya verilmesi bu endişeleri azaltabilirdi. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/tck-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi)