Rüşvet suçunun TCK m.257'de düzenlenen 'görevi kötüye kullanma' suçundan temel farkı nedir? Bir eylemin rüşvet suçunun unsurlarını taşımaması halinde görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılabilmesi 'tali norm' prensibi çerçevesinde nasıl açıklanır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41050

Rüşvet suçu (TCK m.252) ile görevi kötüye kullanma suçu (TCK m.257) arasındaki en temel fark, 'menfaat temini' unsurunun karşılıklı bir anlaşmaya dayanıp dayanmadığıdır. Rüşvet suçunda, kamu görevlisinin göreviyle ilgili bir işi yapması veya yapmaması karşılığında, kendisi veya başkasına menfaat sağlanması hususunda rüşvet veren ile arasında serbest iradeye dayalı bir 'anlaşma' vardır. Bu, iki taraflı bir yolsuzluk fiilidir. Görevi kötüye kullanma suçunda ise, kamu görevlisi kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket ederek veya görevini ihmal ederek kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olur ya da kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlar. Burada, menfaat sağlama tek taraflı olabilir ve karşı taraf ile bir anlaşma zorunluluğu yoktur. Görevi kötüye kullanma suçu, 'genel, tali ve tamamlayıcı' bir normdur. Bu, 'tali norm' prensibi gereği, bir fiil kanunda özel olarak başka bir suç (zimmet, irtikap, rüşvet vb.) olarak tanımlanmışsa, failin o özel suçtan cezalandırılacağı, genel nitelikteki görevi kötüye kullanma suçundan ceza verilmeyeceği anlamına gelir. Yani, bir olayda rüşvet suçunun tüm unsurları (özellikle anlaşma unsuru) oluşmuşsa, fail sadece rüşvetten cezalandırılır. Eğer rüşvetin unsurları tam olarak oluşmamış, ancak kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı bir davranışı varsa, o zaman görevi kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)