TCK m.332'de düzenlenen 'Askerî Yasak Bölgelere Girme Suçu' soyut tehlike suçu mudur, somut tehlike suçu mudur? Bu nitelemenin, suçun oluşumu açısından pratik sonucu nedir?
TCK m.332'de düzenlenen 'Askerî Yasak Bölgelere Girme Suçu', bir 'soyut tehlike' suçudur. Bu nitelemenin pratik sonucu, suçun oluşması için fiilin işlenmesiyle somut bir zarar veya tehlikenin meydana gelmesinin aranmamasıdır. Failin, devletin askeri yararı gereği yasaklanmış bir yere 'gizlice veya hile ile' girmesi, suçun tamamlanması için yeterlidir. Bu eylemin, askeri bir sırrın ifşasına, bir tesise zarar verilmesine veya ulusal güvenliğe yönelik somut bir tehlike yaratmasına gerek yoktur. Kanun koyucu, bu tür yerlere izinsiz girme eyleminin kendisini, doğası gereği devletin askeri yararları için tehlikeli kabul etmiş ve bu tehlikenin ayrıca ispatlanmasını aramamıştır. Dolayısıyla, savcılığın veya mahkemenin, failin eyleminin somut bir tehlike yarattığını kanıtlamasına gerek yoktur; yasak bölgeye kast unsuruyla birlikte gizlice veya hileyle girilmiş olması, suçun oluştuğunun kabulü için kafidir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/7346 E., 2016/783 K. sayılı kararında da bu durum 'Askeri yarar gereği yasaklanan yerlere gizlice veya hile ile girilmesi suçun oluşması için yeterli olduğundan suç, soyut tehlike suçudur. Somut bir zararın gerçekleşmesi aranmaz.' şeklinde ifade edilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-332-askeri-yasak-bolgelere-girme-sucu.html)