Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 27. maddesinin 6. fıkrasında yer alan 'yoklama biçiminde bir kontrol' ifadesi ile 'arama' tedbiri arasındaki hukuki ayrım nedir? Yönetmeliğin bu ifadeyi kullanarak Anayasa m.20/2'ye aykırılıktan kurtulmaya çalıştığı yönündeki eleştiriyi, normlar hiyerarşisi ilkesi açısından değerlendiriniz.
Hukuki olarak 'arama', bir kişinin özel alanlarına (üzeri, eşyası, konutu, aracı) delil elde etmek veya bir kişiyi/şeyi bulmak amacıyla yapılan müdahaleci bir işlemdir ve Anayasa m.20/2 gereği sıkı şekil şartlarına (hakim kararı vb.) tabidir. Yönetmelikteki 'yoklama biçiminde kontrol' ise, kişinin giysileri üzerinden, tehlikeli bir cisim (silah, bıçak vb.) taşıyıp taşımadığının tespiti amacıyla yapılan yüzeysel bir kontroldür. Yönetmelik, bu işlemi 'arama' olarak değil, daha hafif bir 'tedbir' olarak nitelendirerek Anayasa m.20/2'nin katı şartlarından muaf tutmayı amaçlamaktadır. Ancak bu durum, metinde de belirtildiği gibi, ciddi eleştirilere açıktır. Eleştiriye göre, 'yoklama' da kişinin bedenine ve özel alanına bir müdahaledir ve özü itibarıyla bir arama türüdür. Bir işlemin adını değiştirerek onun hukuki niteliğini değiştirmek mümkün değildir. Normlar hiyerarşisi ilkesi (Anayasa m.11) gereğince, bir yönetmelik hükmü, Anayasa'nın açık hükmünü dolaylı yollarla etkisiz kılamaz veya ona aykırı bir düzenleme getiremez. Eğer 'yoklama' bir 'arama' ise, yönetmelikle buna izin verilmesi Anayasa'ya aykırıdır. Bu nedenle, 'yoklama' kavramının, tipik bir aramayı 'kontrol' gibi göstererek Anayasal güvenceleri aşmaya yönelik bir girişim olduğu ve normlar hiyerarşisine aykırı olduğu savunulmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/polisin-durdurma-ve-arama-yetkisi)