Bir davada, davacının dava ehliyetine sahip olmadığı (örneğin kısıtlı olduğu ve vasisinin husumete izin almadığı) yargılama sırasında anlaşılırsa, mahkeme ne yapmalıdır? Dava ehliyeti yokluğunun hukuki sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41037

Dava ehliyeti, HMK m.51'e göre medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetine göre belirlenir ve HMK m.114/1-d uyarınca bir dava şartıdır. Mahkeme, dava şartlarının varlığını davanın her aşamasında re'sen araştırmakla yükümlüdür (HMK m.115/1). Yargılama sırasında davacının dava ehliyetine sahip olmadığının anlaşılması halinde, mahkeme davayı derhal usulden reddetmemelidir. HMK m.115/2'ye göre, 'Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.' Somut olayda, kısıtlı davacının vasisinin TMK m.462/8 uyarınca vesayet makamından (sulh hukuk mahkemesi) husumete izin alması gerekmektedir. Bu eksiklik giderilebilir bir dava şartı noksanlığıdır. Dolayısıyla mahkeme, vasiye husumete izin kararı alıp dosyaya sunması için kesin bir süre vermeli, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2015/11206 E., 2017/3393 K. sayılı kararında da bu usul açıkça belirtilmiştir. Süreye rağmen eksiklik giderilmezse, dava usulden reddedilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-50-taraf-ehliyeti.html)