Bir sanığın şantaj (TCK m.107) ve tehdit (TCK m.106) suçlarını aynı eylem bütünlüğü içinde işlemesi durumunda, örneğin mağdura 'Bana 10.000 TL vermezsen, ailene özel görüntülerini gösteririm, ayrıca seni öldürürüm' demesi halinde, fikri içtima mı yoksa zincirleme suç mu uygulanmalıdır? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41034

Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik uygulamasına göre, bu tür durumlarda şantaj ve tehdit suçlarından ayrı ayrı ceza verilmez veya fikri içtima uygulanmaz. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2019/1548 E., 2021/23662 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, sanığın eylemleri bir bütün olarak değerlendirilir. Şantaj suçu, tehdit suçunun özel bir görünüm şeklidir. Sanığın ölümle tehdit etmesi, asıl amacı olan şantaj (yarar sağlama amacıyla şeref ve saygınlığa zarar verecek hususu açıklama tehdidi) eyleminin şiddetini ve ciddiyetini artırmaya yönelik bir parçası olarak kabul edilir. Eylemlerin tamamı, tek bir 'şantaj' suçu olarak nitelendirilir. Eğer eylemler farklı zamanlarda bir suç işleme kararı altında tekrarlanmışsa, TCK m.43 uyarınca tek bir şantaj suçundan ceza verilir ve bu ceza zincirleme suç hükümleri gereği artırılır. Dolayısıyla, sanık hakkında hem şantajdan hem de tehditten ayrı ayrı hüküm kurulması veya fikri içtima uygulanması bozma nedenidir. Eylem kül halinde (bir bütün olarak) şantaj suçunu oluşturur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)