Fail, mağdura 'Milletvekili olan dayımı arayıp senin tayin işini halledeceğim' diyerek para almıştır. Gerçekte failin milletvekili bir dayısı yoktur. Bu eylem TCK m.158/2 kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki 'belirli ve somut kamu görevlisi' kriterini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #41012

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, TCK m.158/2'de düzenlenen 'kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle' nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için, failin soyut bir şekilde kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu söylemesi yeterli değildir. Failin, 'ismen söylemese bile kimden söz edildiği karşı tarafın anlayacağı şekilde makamı, rütbesi, unvanı veya lakabını belirttiği belirli ve somut bir kamu görevlisini' tanıdığını ve onun nezdinde hatırı sayıldığını söyleyerek mağduru kandırması gerekmektedir. (Bkz: Yargıtay 11. CD, 2021/35238 E., 2022/2582 K.). Somut olayda, fail 'Milletvekili olan dayım' ifadesiyle, kimliği belirli olmasa da makamı (milletvekili) ve yakınlık derecesi (dayı) belirli, somutlaştırılmış bir kamu görevlisinden bahsetmektedir. Bu ifade, mağdurun aldatılması için yeterli yoğunlukta ve somutlukta bir yalandır. Failin böyle bir dayısının olmaması, eylemin 'aldatma' unsurunu güçlendirir. Dolayısıyla, failin bu sözlerle mağduru aldatarak menfaat temin etmesi, TCK m.158/2 kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Failin sadece 'yetkilileri tanıyorum' gibi soyut bir ifade kullanması halinde ise bu nitelikli hal uygulanmaz, basit dolandırıcılık (TCK m.157) söz konusu olabilirdi. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hatir-dolandiriciligi-ve-nufuz-ticareti-suclari)