Bir kamu görevlisinin, görev alanına girmeyen bir işi yapma vaadiyle bir kişiden menfaat temin etmesi halinde TCK m.252'de düzenlenen rüşvet alma suçu oluşur mu? Oluşmazsa, bu eylem hangi suç/suçlar kapsamında değerlendirilebilir?
TCK m.252'de tanımlanan rüşvet suçunun oluşabilmesi için temel şartlardan biri, menfaat karşılığında yapılması veya yapılmaması vaat edilen işin, kamu görevlisinin 'görevinin ifasıyla ilgili' olmasıdır. Madde metni bu unsuru açıkça vurgulamaktadır. Dolayısıyla, bir kamu görevlisinin, kendi görev ve yetki alanına girmeyen bir işi yapma vaadiyle menfaat temin etmesi, rüşvet alma suçunu oluşturmaz. Örneğin, bir tapu memurunun, trafik cezasını sildirme vaadiyle para alması rüşvet suçunu değil, somut olayın özelliklerine göre başka suçları oluşturabilir. Bu durumda değerlendirilebilecek suçlar şunlardır: 1) Dolandırıcılık Suçu (TCK m.157 vd.): Eğer kamu görevlisi, görev alanında olmamasına rağmen o işi yapabileceğine dair hileli davranışlarla karşı tarafı aldatarak menfaat temin etmişse, dolandırıcılık suçu oluşabilir. Özellikle TCK m.158/2'de düzenlenen 'hatır dolandırıcılığı' bu duruma örnek teşkil edebilir. 2) Görevi Kötüye Kullanma Suçu (TCK m.257): Kamu görevlisi, bu menfaati temin ederken kamu görevlisi sıfatını kullanmış ve bu durum bir kamusal zarara veya kişisel mağduriyete yol açmışsa, görevi kötüye kullanma suçu gündeme gelebilir. 3) Nüfuz Ticareti (TCK m.255): Eğer kamu görevlisi, görev alanına girmeyen işi kendisinin yapacağını değil de, o işten sorumlu başka bir kamu görevlisi üzerinde nüfuzu olduğunu söyleyerek ve bu nüfuzunu kullanarak işi yaptıracağı vaadiyle menfaat temin etmişse, nüfuz ticareti suçu oluşabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)