Rüşvet suçunda 'rüşvet anlaşması'nın TCK m.252/3 uyarınca suçun tamamlanmış sayılması ne anlama gelmektedir? Bu durumda, menfaat henüz temin edilmemişken taraflardan birinin anlaşmadan dönmesi 'gönüllü vazgeçme' (TCK m.36) kapsamında değerlendirilebilir mi? Neden?
TCK m.252/3'e göre, rüşvet konusunda tarafların (rüşvet veren ve alan kamu görevlisi) serbest iradeleriyle anlaşmaya varmaları halinde, henüz menfaat temin edilmemiş veya istenen iş yapılmamış olsa dahi suç tamamlanmış sayılır. Bu, rüşvet suçunun bir 'sırf anlaşma suçu' olarak düzenlendiği anlamına gelir. Suçun tamamlanması için neticenin (menfaatin temin edilmesi) gerçekleşmesi beklenmez. Bu nedenle, rüşvet anlaşması yapıldıktan sonra, henüz yarar sağlanmadan veya iş yapılmadan taraflardan birinin vazgeçmesi, TCK m.36'da düzenlenen 'gönüllü vazgeçme' kapsamında değerlendirilemez. Çünkü gönüllü vazgeçme, ancak suçun icra hareketleri tamamlanmadan önce veya neticenin gerçekleşmesinden önce mümkündür. Rüşvet suçunda ise suç, anlaşma ile tamamlandığından, bu aşamadan sonra icra hareketlerinden gönüllü olarak vazgeçmek mümkün değildir. Suç zaten tamamlanmıştır. Ancak, bu durumda olan bir fail için TCK m.254'te düzenlenen 'etkin pişmanlık' hükümleri devreye girebilir. Eğer taraflardan biri, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu ihbar eder ve rüşvet konusu şeyi teslim ederse, hakkında ceza verilmeyebilir. Bu, tamamlanmış bir suçtan sonra uygulanan özel bir pişmanlık halidir, gönüllü vazgeçme değildir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)