Adli kontrol tedbirlerinden olan 'belirlenen yer veya bölgelere gitmemek' (CMK m. 109/3-l) yükümlülüğü, özellikle hangi tür suçlarda ve ne amaçla uygulanır? Bu tedbirin, 'mağdurun ve tanıkların korunması' ilkesiyle ilişkisini açıklayınız.
'Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek' yükümlülüğü, genellikle şüphelinin veya sanığın, suçun mağduru, tanıkları veya suçun işlendiği çevre ile temasını keserek, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini ve yeni bir suç işlenmesini önlemeyi amaçlayan bir adli kontrol tedbiridir. Bu tedbir özellikle şu tür suçlarda ve amaçlarla uygulanır: 1. **Aile İçi Şiddet, Tehdit, Şantaj ve Cinsel Suçlar:** Bu tür suçlarda tedbirin temel amacı, 'mağdurun korunması'dır. Şüpheliye, mağdurun evi, işyeri, okulu veya sıkça bulunduğu mahalle gibi yerlere gitme yasağı getirilerek, failin mağdur üzerinde baskı kurması, onu tehdit etmesi, yeniden şiddet uygulaması veya şikayetini geri çekmeye zorlaması engellenir. Bu, 6284 sayılı Kanun'daki koruma tedbirlerine paralel bir ceza muhakemesi tedbiridir. 2. **Tanıkların Bulunduğu Suçlar:** Eğer şüphelinin, davanın kilit tanıkları üzerinde baskı kurma, onları korkutma veya ifadelerini değiştirmeye zorlama riski varsa, şüpheliye tanıkların yaşadığı veya çalıştığı bölgelere gitme yasağı konulabilir. Bu, 'tanıkların korunması' ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacına hizmet eder. 3. **Örgütlü Suçlar veya Belirli Bir Bölgede İşlenen Suçlar:** Şüphelinin, suç işlediği örgütün veya çetenin faaliyet gösterdiği belirli bir mahalleye, kahvehaneye veya toplanma alanına gitmesi yasaklanarak, suçla ve diğer suç ortaklarıyla bağının kesilmesi ve yeni bir suç planlamasının önüne geçilmesi hedeflenir. Bu tedbir, tutuklamaya göre daha hafif olmakla birlikte, hem mağduru ve tanıkları koruyarak adaletin tecellisine yardımcı olan, hem de şüpheliyi suç ortamından uzaklaştırarak önleyici bir işlev gören önemli bir adli kontrol aracıdır. (Kaynak: kadimhukum.com.tr/makale/adli-kontrol-karari-itiraz/)