Bir sanığın, daha önce hediye ettiği altınları geri vermemesi halinde, eski sevgilisinin kendisine yazdığı özel mektupların içeriğini sosyal medyadaki arkadaşlarına göndereceğini söylemesi, şantaj suçunu oluşturur mu? Bu olayda 'haksız yarar' unsuru nasıl değerlendirilmelidir?
Evet, bu eylem TCK m. 107/2 kapsamında şantaj suçunu oluşturur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2018/457 E., 2021/8135 K. sayılı kararı bu durumu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Suçun unsurları açısından değerlendirildiğinde: 1. **Tehdit Unsuru:** Mağdurun özel hayatını ve sırlarını içeren, açıklanmasını istemeyeceği 'mektupların içeriklerini sosyal medyadaki arkadaşlarına gönderme' tehdidi, mağdurun 'şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki bir hususun açıklanacağı' tehdididir. 2. **Haksız Yarar Sağlama Maksadı:** Sanığın elde etmeye çalıştığı 'yarar', daha önce hediye ettiği altınları geri almaktır. Burada kritik soru, bu yararın 'haksız' olup olmadığıdır. Hukuken, hediye (bağışlama), tek taraflı ve karşılıksız bir kazandırmadır. Hediye verildikten sonra, kural olarak geri istenemez (bağışlamadan dönme şartları gibi istisnai haller hariç). Dolayısıyla, sanığın daha önce kendi rızasıyla hediye ettiği altınları geri istemesi, hukuken meşru bir alacak talebi değil, 'haksız bir çıkar' talebidir. Sanık, hukuken hakkı olmayan bir şeyi, mağdurun özel hayatını ifşa etme tehdidini kullanarak elde etmeye çalışmaktadır. Bu durum, şantaj suçunun 'haksız yarar sağlama' unsurunu tam olarak karşılamaktadır. Sanığın, 'ama altınlar benimdi' şeklindeki bir savunması, hediye etme fiiliyle mülkiyet el değiştirdiği için hukuken geçerli olmayacaktır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)