Bir sanığın, hakimin masasına içi para dolu bir zarf bırakarak 'bir şey değil yemek falan yersiniz' demesi eylemi, Yargıtay tarafından neden 'rüşvet vermeye teşebbüs' değil de 'kamu görevlisine hakaret' olarak nitelendirilmiştir? Rüşvet suçunun oluşumu için aranan 'anlaşma' ve 'görevin ifasıyla ilgili olma' unsurlarının bu olayda bulunmamasını açıklayınız.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2015/12729 sayılı kararında bu eylemin rüşvet vermeye teşebbüs değil, hakaret olarak nitelendirilmesinin temelinde, rüşvet suçunun objektif unsurlarının gerçekleşmemiş olması yatar. 1. **Görevin İfasıyla İlgili Belirli Bir İşin Olmaması:** Rüşvet suçunun oluşabilmesi için menfaatin, 'görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için' teklif edilmesi gerekir. Sanığın eyleminde, hangi somut dava dosyasının, hangi yönde (lehine) sonuçlanmasını istediğine dair açık veya zımni bir talep veya beklenti yoktur. 'Yemek yersiniz' şeklindeki genel ve üstü kapalı ifade, belirli bir yargısal işleme yönelik bir teklif niteliği taşımamaktadır. Teklif, belirli bir işe bağlanmamıştır. 2. **Anlaşma İradesinin Yokluğu:** Rüşvet, taraflar arasında bir 'anlaşma' veya en azından bu yönde bir teklif gerektirir. Sanığın sözleri, hakimin görevinin gereklerine aykırı davranmasını temin etmeye yönelik, açık bir 'para teklifi' boyutuna ulaşmamıştır. Eylem, daha çok imalı ve dolaylı bir girişimdir. Yargıtay, bu tür bir davranışın, bir kamu görevlisinin satın alınabilir olduğu, dürüstlüğünün parayla ölçülebileceği imasını taşıdığını kabul etmektedir. Bir hakimin masasına bu şekilde para bırakmak, onun şerefini, onurunu, mesleki saygınlığını ve tarafsızlığını lekeleyen, onu küçük düşüren bir davranıştır. Bu nedenle eylem, rüşvet suçunun unsurlarını taşımamakla birlikte, kamu görevlisinin onur ve saygınlığına bir saldırı niteliğinde olduğu için TCK m. 125/3-a'daki 'kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret' suçunu oluşturur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)