Bir tenkis davasında, davacının, davalının kötü niyetli olduğunu (yani mirasbırakanın mal kaçırma kastını bildiğini) iddia etmesinin, TMK m. 559'da öngörülen dava açma süreleri açısından bir etkisi var mıdır?
Hayır, davalının kötü niyetli olduğunun iddia edilmesinin, tenkis davası için TMK m. 571'de öngörülen hak düşürücü sürelere bir etkisi yoktur. Bu iddia, 'ölüme bağlı tasarrufun iptali' davası için öngörülen süreler açısından önemlidir. İki dava ve süreleri arasındaki fark şudur: 1. **Tenkis Davası (TMK m. 571):** Bu davada süreler nettir. Mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren 'bir yıl' ve her halde vasiyetnamelerde açılma, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren 'on yıl' geçmekle dava hakkı düşer. Bu süreler hak düşürücüdür ve davalının iyi veya kötü niyetli olmasına bağlı olarak değişmez. 2. **Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali Davası (TMK m. 559):** Bu davada ise dava açma süreleri, davalının iyi veya kötü niyetli olmasına göre değişir. Maddeye göre iptal davası açma hakkı: - Davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak 'bir yıl', - Ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin üzerinden; - **İyi niyetli davalılara karşı 'on yıl',** - **İyi niyetli olmayan (kötü niyetli) davalılara karşı 'yirmi yıl'** geçmekle düşer. Dolayısıyla, davalının kötü niyetli olduğu iddiası ve ispatı, tenkis davasının sürelerini etkilemezken, iptal davasında dava açma süresini on yıldan yirmi yıla çıkararak davacı lehine önemli bir avantaj sağlar. Bu nedenle, davacı genellikle bu iki davayı terditli olarak açarken, davalının kötü niyetli olduğunu da ileri sürerek daha uzun olan yirmi yıllık süreden yararlanmaya çalışır. (Kaynak: or.av.tr/sakli-pay-nedir/)