Birleşmiş Milletler CEDAW (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) Komitesi'nin Türkiye görüşünde, 'kalıplaşmış rollerin' aile içi şiddetin sürmesine neden olduğu belirtilmektedir. 'Kalıplaşmış roller' kavramı ne anlama gelmektedir ve bu rollerin, şiddeti 'mazur gösteren' bir etki yaratmasını toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40977

'Kalıplaşmış roller' (stereotypes), toplumda kadınlara ve erkeklere, biyolojik cinsiyetlerine dayalı olarak atfedilen, genellikle eşitsiz ve sınırlayıcı nitelikteki geleneksel beklentileri, davranış kalıplarını ve özellikleri ifade eder. Örneğin, 'kadının yerinin evi olduğu', 'erkeğin ailenin reisi olduğu', 'kadının erkeğe itaat etmesi gerektiği', 'erkeğin sert ve otoriter, kadının ise uysal ve duygusal olduğu' gibi düşünceler bu kalıplaşmış rollerin birer parçasıdır. Bu rollerin, aile içi şiddeti 'mazur gösteren' bir etki yaratması, toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında şu şekilde gerçekleşir: 1. **Güç Dengesizliği ve Kontrol Mekanizması:** Kalıplaşmış roller, aile içinde ve toplumda erkeklere kadınlar üzerinde bir 'güç' ve 'otorite' tanır. Erkeğin 'ailenin reisi' olarak görülmesi, onun kadın üzerinde kontrol ve denetim kurma hakkına sahip olduğu algısını yaratır. Şiddet, bu kontrolü sağlamanın veya kadının bu rollere uymadığı düşünüldüğünde onu 'cezalandırmanın' bir aracı olarak görülür. 2. **Şiddetin Normalleştirilmesi ve Meşrulaştırılması:** Erkek, 'namusunu' veya 'otoritesini' korumak için şiddete başvurduğunda, bu eylem bazı toplumsal kesimlerce 'haklı' veya 'anlaşılabilir' bir tepki olarak görülebilir. Kadının, 'yemeği zamanında yapmadığı', 'kocasının sözünü dinlemediği' veya 'kıskançlığa neden olduğu' gibi gerekçelerle şiddete maruz kalması, bu kalıplaşmış rollerin bir sonucudur. Şiddet, bir suç olarak değil, kadını 'terbiye etme' veya 'yola getirme' aracı olarak mazur gösterilir. 3. **Mağdurun Suçlanması:** Kalıplaşmış roller, şiddetin sorumluluğunu failden alıp mağdura yükleme eğilimi yaratır. 'O da öyle giyinmeseydi', 'o da kocasını sinirlendirmeseydi' gibi ifadeler, mağduru suçlayarak failin eylemini hafifletir. CEDAW Komitesi, bu kalıplaşmış rollerin ve bunlara dayalı uygulamaların, kadınların insan haklarından eşit bir şekilde yararlanmasının önündeki en büyük engel olduğunu ve Devletlerin bu zihniyeti değiştirmek için eğitim ve farkındalık çalışmaları yapma yükümlülüğü olduğunu vurgulamaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/tck-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi)