AİHM'in Opuz v. Türkiye kararında, aile içi şiddetin önlenmesinde 'yargısal pasifliğin' yanı sıra, 'polis memurlarının arabuluculuk görevi üstlenmesi' ve sorunu 'müdahale edilemeyecek bir aile meselesi' olarak görmesi de eleştirilmiştir. Bu tutumun, Devletin kadına karşı şiddeti önlemedeki 'gerekli özeni gösterme' (due diligence) yükümlülüğü açısından bir ihlal teşkil etmesini açıklayınız.
Polis memurlarının bu tutumu, Devletin uluslararası insan hakları hukukundan doğan 'gerekli özeni gösterme' (due diligence) yükümlülüğünün açık bir ihlalidir. Bu yükümlülük, Devletin, bireylerin haklarını (özellikle yaşam hakkı ve kötü muamele yasağı) üçüncü kişilerin saldırılarından korumak için makul ve elinden gelen tüm tedbirleri almasını gerektirir. 1. **Şiddeti Özel Alan Meselesi Olarak Görme Hatası:** Polisin, aile içi şiddeti 'müdahale edilemeyecek bir aile meselesi' olarak görmesi, bu suçun ciddiyetini ve kamusal niteliğini inkar etmektir. Aile içi şiddet, bir 'özel alan' meselesi değil, temel insan haklarını ihlal eden ve kamu düzenini bozan ciddi bir 'suç'tur. Devletin kolluk gücü, bu suça, diğer suçlarda olduğu gibi müdahale etmekle yükümlüdür. Bu tutum, şiddeti normalleştiren ve meşrulaştıran ataerkil zihniyetin bir yansıması olarak görülür. 2. **Arabuluculuk Görevi Üstlenme Yanlışı:** Polisin görevi, bir suç şikayeti karşısında tarafları uzlaştırmak veya barıştırmak (arabuluculuk) değil, derhal soruşturma işlemlerini başlatmak, delilleri toplamak ve mağduru korumak için gerekli tedbirleri almaktır. Polisin arabulucu rolüne soyunması, genellikle mağduru şikayetini geri çekmeye veya şiddet ortamına geri dönmeye ikna etme sonucunu doğurur. Bu, faili cesaretlendirir ve şiddetin tırmanarak devam etmesine zemin hazırlar. 3. **Özen Yükümlülüğünün İhlali:** Devlet, kolluk kuvvetleri aracılığıyla, bir şiddet şikayeti aldığında, bu şikayeti ciddiye almak, etkin bir şekilde araştırmak, fail hakkında yasal işlem yapmak ve mağdur için acil koruma sağlamak zorundadır. Polisin bu görevleri yerine getirmeyip, olayı 'aile meselesi' diyerek geçiştirmesi veya arabuluculuk yapmaya çalışması, Devletin 'gerekli özeni gösterme' yükümlülüğünü yerine getiremediğini gösterir. Bu eylemsizlik, şiddetin devam etmesine ve hatta ölümle sonuçlanmasına yol açabildiği için, Devletin AİHS m. 2 (yaşam hakkı) ve m. 3 (kötü muamele yasağı) kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin ihlaline neden olur. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/tck-ve-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifi)