Adli kontrol tedbirleri arasında yer alan 'her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak' (CMK m. 109/3-d) yükümlülüğü, geçimini şoförlükle sağlayan bir kişi için nasıl uygulanmalıdır? CMK m. 109/5'in bu duruma getirdiği çözüm ve 'ölçülülük' ilkesiyle ilişkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40966

Bu adli kontrol tedbiri, özellikle trafik suçları (taksirle yaralama/öldürme) gibi durumlarda, şüphelinin tekrar benzer bir fiili işlemesini önlemek amacıyla uygulanır. Ancak bu tedbirin, geçimini şoförlükle (taksi, kamyon, otobüs şoförlüğü vb.) sağlayan bir kişi için uygulanması, o kişinin ekonomik hayatını tamamen durdurma ve Anayasa'da güvence altına alınan 'çalışma hakkı'na orantısız bir müdahale teşkil etme riski taşır. Kanun koyucu, bu sorunu öngörerek CMK m. 109/5'te özel bir düzenleme getirmiştir. Bu fıkra, 'Hakim veya Cumhuriyet savcısı, (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulanmasında, şüphelinin mesleki uğraşılarındaki taşıtları kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.' hükmünü amirdir. Bu düzenleme, 'ölçülülük' ilkesinin somut bir yansımasıdır. Ölçülülük, başvurulan tedbirin hem amaca ulaşmak için 'elverişli' ve 'gerekli' olmasını, hem de kişi üzerindeki etkisinin amaçla 'orantılı' olmasını gerektirir. Bir taksi şoförünün, basit taksirle karıştığı bir kaza sonrası, tüm araçları kullanmaktan men edilmesi, 'gerekli' ve 'orantılı' olmayabilir. CMK m. 109/5, hakime veya savcıya bu orantıyı kurma imkanı tanır. Örneğin, hakim, şüphelinin özel aracını kullanmasını yasaklarken, sadece mesleğini icra ettiği ticari taksiyi belirli saatler arasında kullanmasına izin verebilir. Bu şekilde, hem yargılamanın amacına hizmet eden bir denetim sağlanmış olur, hem de şüphelinin ekonomik olarak mağdur olması ve çalışma hakkının tamamen ortadan kaldırılması önlenir. (Kaynak: kadimhukum.com.tr/makale/adli-kontrol-karari-itiraz/)