Cumhurbaşkanına hakaret suçunda (TCK m. 299), kovuşturma izni Adalet Bakanı tarafından verildikten sonra, yargılama aşamasında Cumhurbaşkanının şikayetinden vazgeçmesi davanın düşmesine neden olur mu? Bu suçun 'şikayete tabi suçlar' ile 'soruşturulması ve kovuşturulması izne bağlı suçlar' arasındaki farkını açıklayınız.
Hayır, Cumhurbaşkanının şikayetinden vazgeçmesi davanın düşmesine neden olmaz. Bu iki kavram arasında önemli bir hukuki fark vardır: 1. **Şikayete Tabi Suçlar:** Bu suçlarda (örn: TCK m. 125'teki basit hakaret), soruşturmanın başlaması ve kovuşturmanın devam etmesi, mağdurun 'şikayetine' bağlıdır. Mağdur, şikayetinden vazgeçtiği anda (hüküm kesinleşene kadar), kamu davası düşer (TCK m. 73/4). Şikayet, kişisel bir haktır ve davanın yürütülmesinin temel şartıdır. 2. **İzne Bağlı Suçlar:** Bu suçlarda (TCK m. 299 gibi), suçun takibi re'sen (kendiliğinden) yapılır, mağdurun şikayeti aranmaz. Ancak, kamu davası açılabilmesi (kovuşturma yapılabilmesi) için kanunda belirtilen bir makamdan (burada Adalet Bakanı) 'izin' alınması gerekir. Bu izin, bir 'muhakeme şartı'dır ve kişisel bir hak olan şikayetten farklı olarak, kamusal bir değerlendirmeyi (dava açılmasında kamu yararı olup olmadığı) yansıtır. Cumhurbaşkanına hakaret suçu, şikayete tabi bir suç değildir. Mağduru Cumhurbaşkanı olsa da, suç Devlete karşı işlenmiş sayıldığı için takibi re'sen yapılır. Adalet Bakanı'ndan alınan izin, sadece kovuşturmanın önünü açan bir idari işlemdir. İzin verildikten sonra dava, bir 'kamu davası' olarak yürütülür. Bu aşamada, mağdur konumundaki Cumhurbaşkanının şikayetçi olması veya olmaması ya da sonradan şikayetinden vazgeçmesi, davanın seyrini etkilemez ve davanın düşmesi sonucunu doğurmaz. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/cumhurbaskanina-hakaret-sucu-cezasi-tck-299/)