Bir yabancı uyruklu kişinin, Türkiye'ye yasa dışı yollarla girerken, 1. derece askeri yasak bölge olduğu anlaşılan bir yerden, ancak 'gizlilik veya hile' olmaksızın, örneğin gündüz vakti açık bir araziden yürüyerek geçmesi durumunda eylemi TCK m. 332'yi mi, yoksa 2565 sayılı Kanun m. 25'i mi oluşturur? Yargıtay'ın bu konudaki içtihadını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40958

Bu durumda eylem, TCK m. 332'yi değil, 2565 sayılı Kanun'un 25. maddesini oluşturur. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına (örn: 2017/1130 E., 2017/4958 K.) göre, bu iki suç arasındaki ayrımda 'fiilin işleniş şekli' belirleyici bir rol oynar. 1. **TCK m. 332 (Askeri Yasak Bölgelere Girme):** Bu suçun oluşabilmesi için fiilin 'nitelikli' bir şekilde, yani 'gizlice veya hile ile' işlenmesi gerekir. Bu, suçun ağırlaştırıcı bir unsurudur ve daha yüksek bir cezayı gerektirir. 2. **2565 sayılı Kanun m. 25:** Bu kanun maddesi, 1. derece kara ve deniz askeri yasak bölgelerinde 'yetkili komutanlıkça geçiş için tespit edilen yolların dışına çıkmak' gibi daha genel ve basit ihlalleri düzenler. Bu suçun oluşumu için 'gizlilik veya hile' şartı aranmaz. Yargıtay, bu ilişkiyi 'özel içtima' kuralı çerçevesinde değerlendirir. Yabancı bir kişinin 1. derece askeri yasak bölgeye girmesi eyleminde: - Eğer giriş, 'gizlice veya hile ile' yapılmışsa, fiil daha ağır cezayı gerektiren TCK m. 332'yi oluşturur. Bu özel ve daha ağır norm, genel normu dışlar. - Eğer giriş, 'gizlilik veya hile olmaksızın', yani basit bir ihlal şeklinde (örneğin açık araziden yürüyerek geçmek) gerçekleşmişse, eylem TCK m. 332'nin nitelikli unsurunu taşımadığı için, daha genel ve hafif olan 2565 sayılı Kanun m. 25'teki suçu oluşturur. Bu nedenle, somut olaydaki yabancının eylemi, 2565 sayılı Kanun m. 25 kapsamında değerlendirilmelidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-332-askeri-yasak-bolgelere-girme-sucu.html)