Nüfuz ticareti suçunda (TCK m. 255), dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişinin (gerçek veya tüzel kişi) 'müşterek fail' olarak sorumlu tutulabilmesinin şartları nelerdir? Bir dernek yetkilisinin, derneğe yapılan bir bağışın nüfuz ticareti ilişkisinden kaynaklandığını bilmemesi durumunda cezai sorumluluğu doğar mı?
TCK m. 255/5'e göre, nüfuz ticareti ilişkisinden dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan üçüncü bir kişinin veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilisinin 'müşterek fail' olarak sorumlu tutulabilmesi için, ceza hukukunun genel prensibi olan 'kast' unsurunun gerçekleşmesi zorunludur. Bu şartlar şunlardır: 1. **Menfaatin Kaynağını Bilme:** Üçüncü kişi veya tüzel kişi yetkilisi, kendisine sağlanan menfaatin, hukuka aykırı bir 'nüfuz ticareti' ilişkisinden kaynaklandığını 'bilmelidir'. Yani, bu paranın veya yararın, haksız bir işin gördürülmesi karşılığında verildiğinin farkında olmalıdır. 2. **Kabul Etme İradesi:** Bu bilgiy_e_ sahip olarak, menfaati elde etmeyi 'istemelidir'. Menfaati, kaynağının gayrimeşru olduğunu bilerek ve bu durumu kabullenerek almalıdır. Bu şartlar gerçekleşmezse, yani üçüncü kişinin veya yetkilinin 'kusuru' (kasıt veya en azından taksir) bulunmazsa, cezai sorumluluğu doğmaz. Örnekteki durumda, bir dernek yetkilisinin, derneğe yapılan bir bağışın bir nüfuz ticareti ilişkisinden kaynaklandığını bilmemesi ve bunu sıradan bir hayırseverlik olarak kabul etmesi halinde, suçun manevi unsuru olan 'kast' oluşmamıştır. Dernek yetkilisi, suç işleme kastıyla hareket etmediği için, sadece objektif olarak menfaati kabul etmiş olması, onu müşterek fail yapmaz. Bu durumda dernek yetkilisinin cezai sorumluluğu doğmayacaktır. Sorumluluğun doğabilmesi için, bağışın kaynağını ve gayrimeşru amacını bilerek kabul ettiğinin ispatlanması gerekir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hatir-dolandiriciligi-ve-nufuz-ticareti-suclari)