Bir sanığın, rüşvet anlaşması yaptığı kamu görevlisini yakalatmak amacıyla hareket etmesi durumunda eyleminin 'teşebbüs' sayılacağını belirttik. Peki, bu sanığın eylemi TCK m. 254'teki 'etkin pişmanlık' hükmü kapsamında değerlendirilebilir mi? Bu iki kurum arasındaki temel fark nedir?
Hayır, bu sanığın eylemi TCK m. 254'teki etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilemez. Bu iki kurumun uygulanma şartları ve hukuki mantıkları tamamen farklıdır: 1. **Etkin Pişmanlık (TCK m. 254):** Bu kurum, 'suçu tamamlamış' bir failin, sonradan pişmanlık göstererek suçun olumsuz sonuçlarını gidermesi veya suçun ortaya çıkmasına yardımcı olması durumunda ceza indirimi veya cezasızlık öngörür. Etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için, failin öncelikle 'rüşvet suçunu işleme kastıyla' hareket etmiş ve suçu (en azından anlaşma aşamasında) tamamlamış olması gerekir. Sonradan bu suç kastından dönerek durumu ihbar eder. 2. **Yakalatma Amacıyla Hareket (Teşebbüs):** Bu durumda ise kişi, en başından itibaren 'suç işleme kastına' sahip değildir. Amacı rüşvet vermek değil, rüşvet isteyen kamu görevlisini yakalatmaktır. Bu nedenle, suçun manevi unsuru (kast) baştan itibaren eksiktir. Karşı tarafın teklifini kabul etmiş gibi görünmesi, suç işleme iradesini değil, suçla mücadele iradesini gösterir. Anlaşma, gerçek bir irade uyuşması olmadığı için kurulmamış sayılır ve rüşvet teklif eden diğer failin eylemi 'teşebbüs' aşamasında kalır. **Temel Fark:** Aradaki temel fark 'kast' unsurundadır. Etkin pişmanlıkta, başlangıçta 'suç işleme kastı' vardır ve sonradan 'pişmanlık' ortaya çıkar. Yakalatma amacıyla hareket etmede ise başlangıçta 'suç işleme kastı' hiç yoktur. Dolayısıyla, baştan itibaren yakalatma amacıyla hareket eden ve rüşvet teklifini kabul etmiş gibi görünen kişi, bir suça iştirak etmediği için etkin pişmanlıktan yararlanması söz konusu olamaz. Bu kişinin eylemi suç teşkil etmez. Sadece karşı tarafın eylemi teşebbüs aşamasında kalmış olur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)