Bir kişinin, kendisiyle görüşmek istemeyen mağdura 'görüşmezsen seni öldürürüm' demesi eylemi, Yargıtay'a göre neden şantaj değil, tehdit suçunu oluşturmaktadır? TCK m. 107/1'in 'yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şey' unsurunun bu olayda gerçekleşmemesini açıklayınız.
Bu eylemin şantaj değil, tehdit suçu oluşturmasının temel nedeni, TCK m. 107/1'de aranan kurucu unsurun olayda bulunmamasıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/28441 sayılı kararında da analiz edildiği gibi, TCK m. 107/1'deki şantaj suçunun oluşabilmesi için failin, tehdit aracı olarak kullandığı şeyin, kendisinin 'yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şey' olması gerekir. 'Seni öldürürüm' ifadesi, failin yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir eylem değildir. Tam aksine, bu başlı başına TCK m. 81'de yasaklanmış ve suç olarak tanımlanmış hukuka aykırı bir fiildir. Fail, meşru bir aracıyı (hakkını veya yükümlülüğünü) kötüye kullanmamakta, doğrudan doğruya gayrimeşru ve hukuka aykırı bir saldırı tehdidinde bulunmaktadır. Bu durum, TCK m. 106'da düzenlenen tehdit suçunun tipik tanımına uymaktadır. Mağdurun bir şeyi yapmaya (görüşmeye) zorlanması, eylemi otomatik olarak şantaj yapmaz. Şantajın özel yapısı, kullanılan tehdit aracının 'görünüşte meşru' olmasına dayanır. 'Seni öldürürüm' tehdidinde ise görünüşte dahi bir meşruiyet yoktur. Bu nedenle, failin mağduru bir şeyi yapmaya zorlamak için kullandığı tehdit, kendi başına hukuka aykırı bir saldırı içeriyorsa, eylem şantaj değil, tehdit suçu olarak vasıflandırılır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)