6352 sayılı Kanun ile TCK m. 255'te yapılan değişiklikle, menfaat temin eden failin 'kamu görevlisi olması' şartı kaldırılmış ve bu durum bir ağırlaştırıcı sebep haline getirilmiştir. Bu değişikliğin, suçun 'özgü suç' niteliği üzerindeki etkisini ve suçla mücadeledeki kapsamını nasıl genişlettiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40926

6352 sayılı Kanun ile TCK m. 255'te yapılan değişiklik, nüfuz ticareti suçunun hukuki niteliğini temelden değiştirmiş ve kapsamını önemli ölçüde genişletmiştir. 1. **Özgü Suç Niteliğinin Sona Ermesi:** Değişiklikten önceki TCK m. 255 ('Yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama'), failin mutlaka 'kamu görevlisi' olmasını şart koşuyordu. Bu, suçu, sadece belirli bir sıfata sahip kişilerin işleyebileceği bir 'özgü suç' haline getiriyordu. Yani, kamu görevlisi olmayan bir kişinin, bir kamu görevlisi üzerinde nüfuzu olduğunu söyleyerek menfaat temin etmesi bu suç kapsamına girmiyordu. Bu durum, 'kamu görevlisi olmayan ve fakat kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle menfaat temin eden kişilerin cezasız kalmasına' neden oluyordu. 2. **Suçun Genel Suça Dönüşmesi ve Kapsamın Genişlemesi:** Yeni düzenleme ile failin kamu görevlisi olma şartı kaldırılmıştır. Artık 'herkes' bu suçun faili olabilir. Bir iş insanı, bir siyasetçi danışmanı veya herhangi bir vatandaş, bir kamu görevlisi üzerinde nüfuzu olduğunu iddia ederek haksız bir işin gördürülmesi için menfaat temin ederse, TCK m. 255'in faili olur. Failin kamu görevlisi olması ise, artık suçun temel unsuru değil, TCK m. 255/1'in ikinci cümlesi uyarınca cezayı yarı oranında artıran bir 'nitelikli hal' (ağırlaştırıcı sebep) haline getirilmiştir. Bu değişiklik, suçu özgü suç olmaktan çıkarıp 'genel suç' haline getirerek, kamu idaresinin saygınlığını ve güvenirliğini bozan her türlü nüfuz pazarlamasını, failin sıfatına bakılmaksızın cezalandırma imkanı tanımış ve suçla mücadelenin kapsamını önemli ölçüde genişletmiştir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hatir-dolandiriciligi-ve-nufuz-ticareti-suclari)