Bir şüpheli, CMK m. 109/3-e uyarınca 'alkol bağımlılığından arınmak amacıyla hastaneye yatmak' şeklinde bir adli kontrol tedbirine tabi tutulmuştur. Bu süreçte hastanede geçirdiği sürelerin, yargılama sonunda alacağı cezadan mahsup edilmesinin hukuki gerekçesi, 'kişi hürriyetinin kısıtlanması' kavramı açısından nedir?
Bu sürelerin cezadan mahsup edilmesinin hukuki gerekçesi, bu tedbirin uygulanış şeklinin fiilen 'kişi hürriyetini ve güvenliğini' (Anayasa m. 19) kısıtlamasıdır. Adli kontrol tedbirlerinin çoğu (imza atma, yurt dışı yasağı vb.), kişinin hareket serbestisini kısmen sınırlasa da, onu belirli bir kapalı mekanda kalmaya zorlamaz. Ancak CMK m. 109/3-e'deki 'hastaneye yatmak' tedbiri, bu kuralın bir istisnasıdır. Bu tedbir kapsamında kişi, kendi iradesi dışında, belirli bir sağlık kuruluşunun (hastane, rehabilitasyon merkezi vb.) sınırları içinde kalmaya mecbur edilir. Bu durum, kişinin fiziki hareket özgürlüğünün, tutukluluktakine benzer şekilde, tamamen ortadan kaldırılması anlamına gelir. Kişi, hastane dışına çıkamaz ve tedavinin gerektirdiği kurallara uymak zorundadır. Kanun koyucu, bu fiili özgürlük kısıtlamasını göz önünde bulundurarak, bu tedbir altında geçen sürenin, tıpkı tutuklulukta veya gözaltında geçen süreler gibi, kişinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığı bir zaman dilimi olduğunu kabul etmiştir. Bu nedenle, 'hukuki denklik' ilkesi gereği, bu sürelerin de TCK m. 63'e kıyasen, hükmedilecek nihai cezadan indirilmesi (mahsup edilmesi) adil ve hakkaniyete uygun bulunmuştur. Bu, adli kontrolün hürriyeti kısıtlayıcı niteliğinin kanun tarafından tanındığı özel bir durumdur. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/adli-kontrol-karari-itiraz/)