CMK m. 113/1-b uyarınca, adli kontrol kapsamında alınan güvencenin, 'katılanın yaptığı masraflar, suçun neden olduğu zararların giderilmesi ve eski hale getirme' gibi alacaklar için kullanılması öngörülmüştür. Bu durum, ceza muhakemesinin amacı ile özel hukuk taleplerinin karşılanması arasındaki ilişkiyi nasıl şekillendirmektedir? Bu düzenleme, ceza muhakemesine 'tazminat' işlevi mi yüklemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40917

Bu düzenleme, modern ceza adalet sisteminin bir parçası olan 'onarıcı adalet' anlayışının bir yansımasıdır. Ceza muhakemesinin temel amacı, maddi gerçeği ortaya çıkararak faili cezalandırmak ve kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Ancak, suçun bir de mağduru vardır ve suç nedeniyle mağdurun uğradığı zararların giderilmesi de adaletin bir parçasıdır. CMK m. 113/1-b, ceza muhakemesine doğrudan bir 'tazminat' işlevi yüklemekten ziyade, iki amacı bir araya getiren pratik bir çözüm sunar: 1. **Koruma Tedbirinin Etkinliği:** Güvence, öncelikle şüphelinin/sanığın yargılamada hazır bulunmasını sağlamaya yönelik bir koruma tedbiridir. Şüphelinin, yatırdığı parayı kaybetmemek için kaçmaktan veya usuli yükümlülüklerini ihlal etmekten kaçınacağı varsayılır. 2. **Mağdur Haklarının Güvence Altına Alınması:** Aynı mali kaynak, yargılama sonunda mağdurun haklı çıkması durumunda, onun alacaklarının (yargılama masrafları, maddi zarar vb.) tahsilini güvence altına alır. Bu, mağdurun, ceza davası bittikten sonra bir de alacağını tahsil etmek için ayrı ve uzun bir hukuk davası süreciyle uğraşmasını önleyebilir. Dolayısıyla bu düzenleme, ceza muhakemesini bir tazminat davasına dönüştürmez, ancak koruma tedbiri olarak alınan bir mali değeri, aynı zamanda mağdurun özel hukuk talepleri için bir 'teminat' olarak kullanarak, hem muhakemenin selametini hem de mağdurun haklarını eş zamanlı olarak korumayı hedefler. Bu, muhakeme ekonomisi ve onarıcı adalet ilkelerine uygun bir yaklaşımdır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/adli-kontrol-karari-itiraz/)