Bir taşınmaza haksız el atıldığı iddiasıyla açılan davada, davalıların aynı taşınmazla ilgili olarak lehlerine 'geçit hakkı' tesis edildiğine dair bir mahkeme kararı sunmaları, ancak bu kararın henüz kesinleşmemiş olması durumunda, el atmanın haksızlığı unsuru nasıl değerlendirilmelidir? Mülkiyet hakkı ile kesinleşmemiş bir mahkeme kararı çatıştığında hangisine üstünlük tanınır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40912

Bu durumda, davalıların el atması 'haksız' kabul edilir ve mülkiyet hakkına üstünlük tanınır. Bir mahkeme kararının hukuki sonuç doğurabilmesi ve özellikle ayni haklar (mülkiyet, irtifak hakları vb.) üzerinde bir değişiklik yaratabilmesi için kural olarak 'kesinleşmiş' olması gerekir. Geçit hakkı, bir irtifak hakkı olup, ancak kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile kurulabilir. Davalılar lehine verilmiş ancak henüz kesinleşmemiş olan geçit hakkı tesisi kararı, onlara davacıya ait taşınmazı kullanma konusunda hukuken geçerli bir hak sağlamaz. Bu karar, kanun yolu denetimine tabidir ve bozulabilir veya onanabilir. Karar kesinleşene kadar, hukuki durum, karar verilmeden önceki hal gibidir. Dolayısıyla, davacının tapuya dayalı 'mülkiyet hakkı', davalıların kesinleşmemiş bir karara dayalı 'kullanım iddiası' karşısında üstündür. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2014/20387 E., 2017/1292 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'geçit hakkı tesisine ilişkin olarak açılan davada verilen kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında bir kısım davalılar lehine bu yerde usulünce doğmuş ve davalıların kullanımını haklı kılan bir hakkın varlığından söz edilemez.' Bu nedenle, mahkemenin, kesinleşmemiş karara dayanarak davalıların el atmasının haksız olmadığını kabul etmesi ve davayı reddetmesi hatalıdır. Mahkeme, davacının mülkiyet hakkına dayanarak el atmanın önlenmesine karar vermeli, geçit hakkı davasının sonucunu ise bir 'bekletici mesele' yapmamalıdır, zira el atma davasının konusu mevcut durumdaki haksızlığın giderilmesidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-50-taraf-ehliyeti.html)