HMK m. 123'te düzenlenen 'davanın geri alınması' ile davadan 'feragat' arasındaki temel farklar nelerdir? Davacının, ölü olan davalılar yönünden davayı 'atiye terk ettiğini' beyan etmesi, bu iki kavramdan hangisi kapsamında değerlendirilmelidir ve mahkemenin bu beyan karşısında nasıl bir işlem yapması gerekir?
'Davanın geri alınması' ile 'feragat' kavramları, davayı sona erdiren taraf işlemleri olsalar da, hukuki nitelikleri ve sonuçları bakımından önemli farklar taşırlar: 1. **Davanın Geri Alınması (HMK m. 123):** Davacının, dava konusundaki talep hakkından vazgeçmeksizin, sadece açmış olduğu somut davayı sona erdirme isteğidir. Geri alma, 'davalının açık rızasına' bağlıdır. Dava geri alındığında, davacı ileride aynı konuda yeni bir dava açma hakkını kaybetmez. 2. **Davadan Feragat (HMK m. 307 vd.):** Davacının, dava konusu talep hakkından kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat, davalının rızasına bağlı değildir ve tek taraflı bir irade beyanıyla sonuç doğurur. Feragat kesin hüküm gibi sonuç doğurur; davacı, feragat ettiği hakla ilgili olarak bir daha dava açamaz. Davacının, 'davayı atiye terk ettiğini' beyan etmesi, genellikle 'davanın geri alınması' iradesi olarak yorumlanır. Ancak bu beyanın hukuki niteliği belirsizdir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2014/20387 E., 2017/1292 K. sayılı kararında da işaret edildiği gibi, mahkemenin bu tür belirsiz bir beyan karşısında yapması gereken, davacı vekiline bu beyanının 'davadan feragat' mı, yoksa 'davanın geri alınması' mı olduğunu açıklattırmaktır. Eğer davacı feragat ettiğini beyan ederse, mahkeme davanın feragat nedeniyle reddine karar verir. Eğer davanın geri alınması söz konusu ise, mahkeme davalının (veya mirasçılarının) bu duruma açık rızasının olup olmadığını araştırmalı ve sonuca göre bir karar vermelidir. Mahkemenin bu açıklığı sağlamadan hüküm kurması usule aykırıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-50-taraf-ehliyeti.html)