Bir sanığın, Facebook'ta Cumhurbaşkanına yönelik 'hırsız, katil' gibi ifadeler kullanmasının, AİHS m. 10 ve Anayasa m. 26 kapsamında korunan 'ifade özgürlüğü' ve 'eleştiri hakkı' sınırları içinde kalıp kalmadığını, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/3618 sayılı kararı ışığında tartışınız.
Siyasilerin ve özellikle en üst düzeyde devleti temsil eden Cumhurbaşkanının, diğer kişilere göre daha ağır ve sert eleştirilere katlanma yükümlülüğü, demokratik toplumun bir gereğidir. AİHS m. 10 ve Anayasa m. 26 ile korunan ifade özgürlüğü, sadece lehte olan veya zararsız kabul edilen görüşleri değil, aynı zamanda devleti veya nüfusun bir bölümünü 'şok edici, rahatsız edici veya kırıcı' nitelikteki ifadeleri de kapsar. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir. İfade özgürlüğü ile kişilerin (ve bu bağlamda Cumhurbaşkanının) şeref ve saygınlığının korunması hakkı arasında bir denge kurulmalıdır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/3618 sayılı kararında, 'hırsız, katil' gibi sözlerin hakaret suçunu oluşturduğuna hükmetmesi, bu dengenin nerede kurulduğuna dair bir örnek teşkil eder. Mahkemeye göre bu tür ifadeler, bir politikayı veya eylemi eleştirmekten çok, doğrudan kişinin onur, şeref ve saygınlığına yönelik, somut bir olguya dayanmayan, aşağılayıcı ve küçük düşürücü bir saldırı niteliğindedir. Bu ifadeler, 'anlam ve içerik derinliğinden yoksun, sloganik' bir saldırı olarak görülür ve eleştiri hakkının sınırlarını aşarak hakaret suçunun alanına girer. AİHM de kararlarında, siyasi eleştirinin geniş bir korumadan yararlandığını ancak gereksiz yere saldırgan, kaba ve aşağılayıcı ifadelerin bu korumanın dışında kalabileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla, 'hırsız, katil' gibi ifadeler, olgusal bir temele dayandırılmayan ve doğrudan kişiliği hedef alan sövme niteliğinde görüldüğü için ifade özgürlüğü kapsamında korunmamakta ve TCK m. 299'daki suçu oluşturmaktadır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/cumhurbaskanina-hakaret-sucu-cezasi-tck-299/)