Bir şüphelinin, askeri yasak bölge olduğu iddia edilen bir yere girdiğine dair deliller mevcut olmasına rağmen, bu yerin 2565 sayılı Kanun uyarınca usulüne uygun olarak 'askeri yasak bölge' ilan edilip edilmediği ve derecesinin dosyadan anlaşılamaması durumunda, mahkemenin nasıl bir yol izlemesi gerekir? Eksik inceleme ile hüküm kurulmasının sonuçları ne olur?
Bu durumda mahkemenin, dosyadaki mevcut delillerle yetinerek hüküm kurması, 'eksik inceleme' nedeniyle bozma sebebi teşkil eder. TCK m. 332'de düzenlenen 'Askeri Yasak Bölgelere Girme' suçunun en temel unsuru, girilen yerin hukuken 'askeri yasak bölge' statüsünde olmasıdır. Bir yerin bu statüde olup olmadığı, failin veya tanıkların beyanlarıyla değil, 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu uyarınca alınmış idari kararlarla (Bakanlar Kurulu Kararı/Cumhurbaşkanı Kararı) belirlenir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin istikrarlı içtihatlarına (örn: 2015/7346 E., 2016/783 K. ve 2017/1130 E., 2017/4958 K.) göre, mahkemenin izlemesi gereken yol şudur: 1. **Resmi Belgelerin Celbi:** Mahkeme, ilgili idari birimlerden (Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı vb.) suça konu yerin 2565 sayılı Kanun uyarınca askeri yasak bölge olarak ilan edilip edilmediğine, edildiyse hangi tarihli kararla edildiğine ve kaçıncı derece yasak bölge olduğuna dair resmi belgeleri ve haritaları dosyaya getirtmelidir. 2. **Sınırlama İşaretlerinin Tespiti:** Bölge sınırlarının ne şekilde işaretlendiğine (tel örgü, uyarı levhası vb.) dair belgeler veya keşif yoluyla tespit yapılmalıdır. Bu, failin kastının değerlendirilmesi açısından önemlidir. Bu araştırma yapılmadan, yani suçun maddi konusunun hukuki niteliği kesin olarak saptanmadan, sanığın mahkumiyetine veya beraatine karar verilmesi, varsayıma dayalı bir hüküm olur. Suçun unsurları tam olarak ortaya konulmadığı için verilen hüküm, eksik inceleme nedeniyle Yargıtay tarafından bozulacaktır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/tck-madde-332-askeri-yasak-bolgelere-girme-sucu.html)