TCK m. 107/2'de düzenlenen şantaj suçu için 'yarar sağlama maksadı' aranırken, aynı maddenin birinci fıkrasında 'haksız çıkar sağlama' ifadesi kullanılmaktadır. Bu iki kavram arasında hukuki bir fark var mıdır, yoksa eş anlamlı mıdırlar? Yargıtay içtihatları bu konuda ne demektedir?
Her ne kadar lafzi olarak farklı ifadeler kullanılmış olsa da, ceza hukuku doktrini ve Yargıtay içtihatları, TCK m. 107'nin her iki fıkrasında aranan menfaatin de nitelik olarak 'haksız' olması gerektiği konusunda birleşmektedir. Bu iki kavram arasında özde bir fark bulunmamakta, her ikisi de failin hukuken hak sahibi olmadığı bir menfaati elde etme amacını ifade etmektedir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2021/43095 E., 2022/7124 K. sayılı kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere, 'TCK’nun 107. maddesinin birinci fıkrasında ‘haksız bir çıkar’ denilmesine karşın uyuşmazlık konusuyla ilgili ikinci fıkrasında sadece ‘yarar’ ifadesine yer verilmiş olması, bu iki kavramın birbirinden farklı olduğu anlamına gelmemektedir. İkinci fıkrada belirtilen yararın da haksız bir yarar olması suçun oluşması bakımından gereklidir.' Bu yorumun temel nedeni, hukukun temel ilkeleridir. Bir kişinin, hukuken hakkı olan bir şeyi (örneğin, borcun ödenmesini) talep etmesi, suç teşkil etmez. Dolayısıyla, TCK m. 107/2'deki 'yarar' kavramı da, failin meşru olarak talep edemeyeceği, hukuka veya ahlaka aykırı bir kazanımı ifade eder. Eğer fail, zaten hakkı olan bir şeyi talep ediyorsa, örneğin verdiği borcun iadesini istiyorsa, bu bir 'haksız yarar' değildir ve şantaj suçunun bu unsuru oluşmaz. Bu nedenle, 'yarar' ve 'haksız çıkar' ifadeleri, TCK m. 107 bağlamında, failin elde etmeye çalıştığı menfaatin gayrimeşru niteliğini vurgulayan eş anlamlı kavramlar olarak yorumlanmalıdır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)