Failin, kendisini bir kamu görevlisi (örneğin gümrük müşaviri) olarak tanıtarak bir işi halledeceğini vaat edip menfaat temin etmesi eylemi, Yargıtay'a göre neden TCK m. 158/2 (hatır dolandırıcılığı) kapsamında değil, TCK m. 157 (basit dolandırıcılık) kapsamında değerlendirilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40901

Yargıtay'ın bu yaklaşımının temel nedeni, TCK m. 158/2'nin lafzı ve aradığı özel unsurdur. TCK m. 158/2, failin 'kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle' mağduru aldatmasını şart koşar. Bu, failin kendisinin kamu görevlisi olduğunu iddia etmesinden farklı bir durumdur. Bu nitelikli halin oluşabilmesi için failin, kendisi dışında, üçüncü bir kişi konumundaki bir veya birden fazla kamu görevlisi üzerindeki etkisini, yani 'nüfuzunu' veya 'hatırını' bir hile aracı olarak kullanması gerekir. Fail, 'Ben Gümrük Genel Müdürüyüm' diyerek değil, 'Gümrük Genel Müdürü benim yakın arkadaşımdır, onun sayesinde bu işi çözerim' diyerek hareket ettiğinde bu fıkra kapsamına girer. Failin, kendisini doğrudan bir kamu görevlisi olarak tanıtması durumunda, TCK m. 158/2'nin aradığı 'başka kamu görevlileri nezdinde hatırı sayılma' unsuru gerçekleşmemiş olur. Bu durumda fail, kamu görevlisi sıfatını bir hile unsuru olarak kullanmaktadır. Bu tür bir hile, TCK m. 158/1'de sayılan nitelikli hallerden birine (örneğin, kamu kurumlarının zararına işlenme) girmiyorsa, eylem TCK m. 157'de düzenlenen 'basit dolandırıcılık' suçu kapsamında kalır. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 24.10.2017 tarihli (2017/1706 E.) kararı da bu yöndedir. Failin kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması, eylemi basit dolandırıcılıktan çıkarıp TCK m. 158/2 kapsamına sokmak için tek başına yeterli değildir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hatir-dolandiriciligi-ve-nufuz-ticareti-suclari)