Bir kamu görevlisi olan sanık, görevinin gereklerine aykırı davranarak, kendisinden hizmet alan kişilerden düzenli olarak menfaat temin etmektedir. Ancak bu menfaat temini sırasında herhangi bir cebir veya ikna kullanmamakta, hizmet alan kişiler de yasal olmayan bir zeminde oldukları için bu menfaati rızaen vermektedirler. Bu eylem, 'cebri irtikap' (TCK m. 250/1) mı, yoksa 'rüşvet alma' (TCK m. 252/2) suçunu mu oluşturur? Yargıtay'ın ayrım kriterlerini belirtiniz.
Bu eylem, 'rüşvet alma' suçunu oluşturur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/4881 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, irtikap suçu ile rüşvet suçu arasındaki temel ayrım, menfaati sağlayan kişinin iradesinin durumunda ve eylemdeki zorlama unsurunun varlığında yatar. 1. **İrtikap Suçu (Cebri):** Bu suçun oluşması için kamu görevlisinin, memuriyet sıfatını veya görevini kötüye kullanarak, mağduru kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamaya 'icbar' (zorlama) etmesi gerekir. Bu zorlama, mağdurun iradesini baskı altına alacak, onu çaresiz bırakacak nitelikte bir manevi cebir olmalıdır. Mağdur, bu baskıdan kolayca kurtulma imkanına sahip olmamalıdır. İrtikapta menfaati sağlayan kişi suçun 'mağduru'dur. 2. **Rüşvet Suçu:** Bu suçta ise taraflar arasında bir zorlama değil, karşılıklı bir 'anlaşma' vardır. Her iki taraf da 'gayri meşru bir zeminde' yer alır. Menfaati sağlayan kişi, bir baskı altında değil, kendi haksız çıkarı için (örneğin, yasa dışı bir işin görülmesi) rızaen bu menfaati sağlar. Rüşvette menfaati sağlayan kişi 'fail' konumundadır. Somut olayda, kamu görevlisinin cebir veya ikna unsurlarını kullanmaması ve hizmet alan kişilerin de yasal olmayan bir durumda olmaları nedeniyle menfaati rızaen vermeleri, tarafların gayri meşru bir zeminde anlaştıklarını göstermektedir. Hizmet alan kişiler, baskıdan kolayca kurtulma imkanına sahiptir ve mağdur değil, suçun diğer failidirler. Bu nedenle eylem, zincirleme şekilde rüşvet alma suçunu oluşturur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)