Rüşvet suçunun mağdurunun 'toplum' olarak kabul edilmesinin, zincirleme suç (TCK m. 43) hükümlerinin uygulanması açısından yarattığı sonucu, bir failin aynı anda birden fazla kamu görevlisine rüşvet teklif etmesi örneği üzerinden açıklayınız.
Rüşvet suçunda mağdurun, eylemden doğrudan zarar gören belirli bir kişi veya kurum değil, 'toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu' olarak kabul edilmesi, suçun hukuki niteliğini ve bazı uygulama kurallarını etkiler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (2014/118 E., 2016/208 K.) ve 5. Ceza Dairesi'nin (2018/12927 E., 2022/12332 K.) kararlarında bu ilke net bir şekilde vurgulanmıştır. Bir failin, aynı suç işleme kararı altında, aynı olay sırasında birden fazla kamu görevlisine (örneğin, kendisini yakalayan 3 polis memuruna) rüşvet teklif etmesi durumunda, mağdurun 'toplum' olması nedeniyle, eylemin yöneldiği kişi sayısı kadar suç oluşmaz. Yani, 3 ayrı rüşvete teşebbüs suçu değil, 'tek bir rüşvet vermeye teşebbüs suçu' oluştuğu kabul edilir. Çünkü suçun mağduru tektir (toplum/kamu). Ancak, fiil birden fazla kişiye yöneldiği ve aynı suçun birden fazla kez işlenmesi söz konusu olduğu için, TCK m. 43/1'de düzenlenen 'zincirleme suç' hükümleri uygulanır. Buna göre, faile tek bir rüşvete teşebbüs suçundan ceza verilir, ancak bu ceza TCK m. 43/1 uyarınca belirli bir oranda (dörtte birinden dörtte üçüne kadar) artırılır. Eğer mağdur, her bir kamu görevlisi olarak kabul edilseydi, o zaman 3 ayrı suçtan ceza verilmesi gerekirdi ki bu da fail aleyhine çok daha ağır bir sonuç doğururdu. Mağdurun toplum olarak kabul edilmesi, bu tür durumlarda gerçek içtima yerine zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını sağlamaktadır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)