Bir şüpheli hakkında sadece 'konutunu terk etmemek' şeklinde adli kontrol kararı verilmesi, Anayasa m. 19'da güvence altına alınan 'kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı'na bir müdahale midir? Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki yaklaşımını ve bu tedbirin tutuklamaya alternatif olma niteliğini tartışınız.
Evet, 'konutunu terk etmemek' şeklindeki adli kontrol tedbiri, Anayasa m. 19'da güvence altına alınan 'kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı'na açık bir müdahaledir. Kişi hürriyeti, sadece cezaevine konulmayı değil, kişinin hareket serbestisinin fiziki olarak ağır bir şekilde kısıtlandığı tüm durumları kapsar. Konutunu terk etmeme tedbiri, kişiyi belirli bir mekanda (konutunda) kalmaya zorladığı için, tutuklamadan sonraki en ağır özgürlük kısıtlamalarından biridir. Anayasa Mahkemesi, 19.01.2022 tarihli ve 2020/14085 başvuru numaralı kararında bu konuyu ele almıştır. Mahkemeye göre, bu tedbir tutuklamaya alternatif olma niteliği gereği, ancak Anayasa'da tutuklama için öngörülen meşru amaçlarla (kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi) verilebilir. Dolayısıyla, bu tedbirin uygulanması ve devam ettirilmesi için, tutuklamada olduğu gibi kuvvetli suç şüphesinin ve bu meşru amaçlardan birinin varlığının somut gerekçelerle ortaya konulması gerekir. AYM, bu tedbirin keyfi veya orantısız bir şekilde uygulanmasını Anayasa m. 19'un ihlali olarak görmektedir. Tedbirin tutuklamaya alternatif olması, onun daha hafif olduğu anlamına gelse de, bir özgürlük kısıtlaması olduğu gerçeğini değiştirmez ve bu nedenle Anayasa m. 19'un güvencelerine (gerekçelilik, ölçülülük, periyodik denetim) tabidir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/adli-kontrol-karari-itiraz/)