TMK m. 559'da düzenlenen ölüme bağlı tasarrufun iptali davasındaki 1, 10 ve 20 yıllık sürelerin zamanaşımı değil, hak düşürücü süre olduğu kabul edilmektedir. Ancak murisin 743 sayılı eski Medeni Kanun zamanında ölmesi durumunda uygulanacak sürelerin hukuki niteliği nedir? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve sonuçlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40886

Murisin ölüm tarihi, uygulanacak kanunu ve dolayısıyla sürelerin hukuki niteliğini belirlemede kritik öneme sahiptir. 4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun uyarınca, mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere tabidir. 1. **Yeni TMK (4721 s.K.) Dönemi (01.01.2002 sonrası ölümler):** Bu dönemde ölen mirasbırakanlar için açılacak iptal (m. 559) ve tenkis (m. 571) davalarındaki süreler, 'hak düşürücü süre'dir. Mahkemece re'sen dikkate alınır. 2. **Eski MK (743 s.K.) Dönemi (01.01.2002 öncesi ölümler):** Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 07.10.2024 tarihli kararı (2024/4285 E., 2024/5427 K.) gibi yerleşik içtihatlara göre, 743 sayılı eski Kanun döneminde ölen murisler için açılacak tenkis davalarında uygulanan eski MK m. 513'teki 1 ve 5 yıllık sürelerin hukuki niteliği 'zamanaşımı süresi'dir. Bu ayrımın pratik sonuçları çok önemlidir: Hak düşürücü süre mahkemece re'sen gözetilirken, zamanaşımı süresi ancak davalının süresi içinde 'zamanaşımı def'inde' bulunması halinde dikkate alınır. Eğer davalı zamanaşımı def'ini ileri sürmezse, mahkeme süre geçmiş olsa bile davayı esastan incelemek zorundadır. Yargıtay kararında da, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmadığı için tenkis talebinin esastan incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu durum, eski tarihli miras uyuşmazlıklarında davalının usuli yükümlülüklerinin önemini artırmaktadır. (Kaynak: or.av.tr/sakli-pay-nedir/)