Akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanmış ve kendisine vasi atanmış bir kişinin açtığı maluliyet aylığı davasında, vasinin sadece vasi tayin kararıyla davayı takip etmesi yeterli midir? Bu durumun 'dava ehliyeti' açısından sonuçları ve mahkemenin alması gereken tedbir nedir?
Vasinin sadece vasi tayin kararıyla davayı takip etmesi yeterli değildir. Kısıtlı kişinin 'taraf ehliyeti' (HMK m. 50) bulunmakla birlikte, medeni hakları kullanma ehliyeti (fiil ehliyeti) olmadığı için 'dava ehliyeti' (HMK m. 51) yoktur. Davayı onun adına yasal temsilcisi olan vasisi yürütür. Ancak vasinin, vesayet altındaki kişi adına dava açabilmesi veya açılmış davayı yürütebilmesi için, TMK m. 462/8 uyarınca vesayet makamından (sulh hukuk mahkemesi) ayrıca 'husumete izin' kararı alması zorunludur. Bu izin, dava ehliyeti şartının bir parçası olarak kabul edilir. Mahkeme, dava ehliyetinin bir dava şartı (HMK m. 114/1-d) olması nedeniyle, bu hususu davanın her aşamasında re'sen gözetmekle yükümlüdür. Eğer vasinin husumete izin kararı almadığı tespit edilirse, mahkeme davayı hemen reddetmemelidir. HMK m. 115/2 uyarınca, bu giderilebilir bir dava şartı noksanlığı olduğundan, mahkeme vasiye, vesayet makamından husumete izin kararı alıp dosyaya sunması için uygun ve kesin bir süre vermelidir. Vasi, bu süre içinde izin kararını ibraz ederse yargılamaya devam edilir; ibraz etmezse dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. (Yargıtay 10. HD, 2015/11206 E., 2017/3393 K.). (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-50-taraf-ehliyeti.html)