Şantaj suçu ile tehdit suçunun aynı fiil içinde birleşmesi (örneğin, 'Senden ayrılırsam özel fotoğraflarını ailene gönderirim, ayrıca seni de öldürürüm') durumunda, fikri içtima (TCK m. 44) veya bileşik suç (TCK m. 42) kuralları uygulanabilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?
Şantaj suçu (TCK m. 107), tehdit suçunun (TCK m. 106) özel bir görünüm şeklidir. TCK m. 107'de düzenlenen fiiller, özleri itibarıyla birer tehdit içerirler. Bu nedenle, kanun koyucu belirli nitelikteki tehditleri (hakkı kötüye kullanma veya şeref/saygınlığa zarar verecek hususları açıklama) daha ağır bir yaptırıma bağlayarak özel olarak düzenlemiştir. Bu ilişki, 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi çerçevesinde değerlendirilir. Bir fiil hem genel tehdit suçunun hem de özel şantaj suçunun unsurlarını taşıyorsa, faile sadece özel norm olan şantaj suçundan ceza verilir. Somut örnekte, failin 'özel fotoğraflarını ailene gönderirim' sözü TCK m. 107/2'deki şantaj suçunu, 'seni öldürürüm' sözü ise TCK m. 106/1'deki tehdit suçunu oluşturmaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi (2019/1548 E., 2021/23662 K.) gibi yerleşik kararlarında, bu tür eylemlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve failin asıl amacının şantaj olduğunu, ölüm tehdidinin ise bu şantajın etkisini artırmaya yönelik olduğunu kabul etmektedir. Bu durumda, eylemlerin 'kül halinde' veya 'zincirleme şekilde' şantaj suçunu oluşturduğuna karar vermekte, ayrıca tehdit suçundan ceza verilmesini bozma nedeni saymaktadır. Yani, tehdit fiili, şantaj suçunun bir unsuru veya şiddetlendirici bir parçası olarak kabul edilmekte ve şantaj suçu içinde erimektedir (tüketen-tükenen norm ilişkisi). Bu nedenle fikri içtima veya bileşik suç kuralları değil, özel normun önceliği ilkesi uygulanır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/santaj-sucu-cezasi-ve-tehdit-sucu-nedir.html)