Durdurulan bir kişinin veya aracın 'dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılmasının istenememesi' (PVSK m. 4/A), arama tedbiri ile yoklama suretiyle kontrol arasındaki sınırı nasıl çizmektedir? Bu yasağa rağmen, aracın torpido gözü veya bagajının açtırılmasıyla elde edilen delillerin hukuki akıbeti ne olur?
PVSK m. 4/A'daki 'dışarıdan bakıldığında içerisi görünmeyen bölümlerinin açılmasının istenememesi' yasağı, durdurma sonrası yapılabilecek 'yoklama suretiyle kontrol' ile Anayasa m. 20'ye tabi olan 'arama' tedbiri arasındaki sınırı çizen en önemli kuraldır. Bu kurala göre; yoklama suretiyle kontrol, kişinin üstünün elle yoklanması veya aracın dışarıdan görülebilen kısımlarına (koltuk üstü, paspas vb.) bakılmasıyla sınırlıdır. Aracın torpido gözü, bagajı, kilitli bölmeleri gibi 'içerisi görünmeyen' yerlerin açtırılması, artık bir kontrol veya tedbir değil, hukuken 'arama' niteliğindedir. Bir işlemin arama sayılması, onun ancak hakim kararı veya kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri ile yapılabileceği anlamına gelir (Anayasa m. 20/2). Dolayısıyla, durdurma işlemi sırasında, usulüne uygun bir arama kararı veya emri olmaksızın, kolluğun talebi veya zoruyla aracın torpido gözünün veya bagajının açtırılması hukuka aykırıdır. Bu şekilde elde edilen deliller, Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2 uyarınca 'hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulgu' niteliğindedir. Bu deliller, 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi gereğince, yargılamada sanık aleyhine delil olarak kullanılamaz ve hükme esas alınamaz. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/polisin-durdurma-ve-arama-yetkisi)