Adli kontrol tedbiri olarak 'güvence' (kefalet) yatırılması (CMK m. 109/3-f) kararı verilebilmesi için Cumhuriyet savcısının isteminin zorunlu olmasının ardındaki mantık nedir? Hakimin bu konuda re'sen hareket edememesinin sebebini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40864

Adli kontrol tedbiri olarak 'güvence' (kefalet) yatırılmasına karar verilebilmesi için CMK m. 109/3-f'de 'Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hakimce belirlenecek' şeklinde açık bir şart öngörülmüştür. Hakimin bu konuda re'sen hareket edememesinin ardında yatan temel mantık, güvence tedbirinin mali bir yükümlülük getirmesi ve bu yükümlülüğün soruşturma makamının yürüttüğü soruşturmanın ihtiyaçları ile doğrudan bağlantılı olmasıdır. 1. **Soruşturmanın Yürütücüsü Olarak Savcının Rolü:** Soruşturma evresinde delilleri toplayan ve şüphelinin durumunu en iyi bilen makam Cumhuriyet savcısıdır. Şüphelinin kaçma riskini, mağdurun zararını ve diğer faktörleri değerlendirerek mali bir güvencenin gerekli olup olmadığını takdir etme rolü öncelikle savcıya aittir. Güvence, sadece bir tedbir değil, aynı zamanda olası zararların tazmini için bir teminat işlevi de görür. Bu ihtiyacı belirlemek soruşturma makamının görevidir. 2. **Keyfiliğin Önlenmesi:** Hakimin, savcılık talebi olmadan re'sen güvence belirlemesi, şüpheli üzerinde orantısız bir mali baskı yaratma riski taşıyabilir. Savcının talebini bir ön filtre olarak görmek, bu tedbirin keyfi veya gereksiz yere uygulanmasını önlemeye hizmet eder. 3. **Tedbirin Niteliği:** Diğer adli kontrol tedbirleri (imza atma, yurt dışı yasağı vb.) doğrudan kişinin davranışlarını kontrol etmeye yönelikken, güvence mali bir edimi içerir. Bu mali edimin gerekliliğinin ve miktarının belirlenmesinde, iddia makamı olan savcının görüşünün alınması, silahların eşitliği ve muhakemenin dengesi açısından da önemlidir. Bu nedenlerle kanun koyucu, diğer tedbirlerden farklı olarak güvence için savcının açık istemini zorunlu kılmıştır. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/adli-kontrol-karari-itiraz/)