Tenkis davası açma hakkına ilişkin TMK m. 571'de öngörülen bir yıllık ve on yıllık sürelerin hukuki niteliği nedir? Bu süreler zamanaşımı mı yoksa hak düşürücü süre midir? Bu ayrımın, mahkemenin süreleri re'sen dikkate alıp almaması ve def'i yoluyla ileri sürülmesi açısından sonuçlarını açıklayınız.
TMK m. 571'de tenkis davası için öngörülen sürelerin hukuki niteliği, hak düşürücü süredir. Maddede, '...bir yıl ve her hâlde...on yıl geçmekle düşer' ifadesi kullanılmıştır. Hukuki niteliğinin hak düşürücü süre olmasının önemli sonuçları vardır: 1. **Re'sen Dikkate Alınma:** Hak düşürücü süreler, kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkeme tarafından davanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) dikkate alınır. Davalının bu yönde bir savunma (def'i) yapmasına gerek yoktur. Zamanaşımı süreleri ise kural olarak kamu düzeninden sayılmaz ve davalının süresinde bir zamanaşımı def'inde bulunması halinde dikkate alınır. 2. **Durdurma ve Kesilme:** Hak düşürücü süreler, kanunda istisnai olarak belirtilen haller dışında durmaz ve kesilmez. Zamanaşımı süreleri ise borçlunun ikrarı, dava açılması gibi sebeplerle kesilebilir veya durabilir. TMK m. 571'de öngörülen 1 yıllık süre, mirasçının saklı payının zedelendiğini 'öğrendiği' tarihten; 10 yıllık süre ise vasiyetnamelerde açılma, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu süreler içinde dava açılmazsa, tenkis talep etme hakkı tamamen ortadan kalkar. Ancak maddenin son cümlesi uyarınca, 'Tenkis iddiası, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.' Bu, davalının açılan bir davada tenkis iddiasını süreye bağlı olmaksızın bir savunma olarak ileri sürebileceği anlamına gelir. (Yargıtay 7. HD, 22.04.2024 tarihli kararında da bu sürelerin hak düşürücü süre olduğuna işaret etmiştir). (Kaynak: or.av.tr/sakli-pay-nedir/)