Nüfuz ticareti suçunun TCK m. 255/2 uyarınca 'anlaşmaya varılmasıyla tamamlanmış sayılması' kuralının, suçun teşebbüs aşamasına (TCK m. 255/3) ilişkin düzenleme ile ilişkisini açıklayınız. Menfaat teklif veya vaadinde bulunulması ancak bunun kabul edilmemesi halinde neden suç tamamlanmış sayılmamakta ve cezada indirim yapılmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40844

TCK m. 255, nüfuz ticareti suçunda farklı tamamlanma ve teşebbüs aşamalarını özel olarak düzenlemiştir. TCK m. 255/2, 'Menfaatin sağlanmış veya vaat edilmiş olması halinde, anlaşmaya varılmış sayılır. Anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.' hükmünü içerir (metinde bu fıkra numarasıyla belirtilmese de içerik bu yöndedir). Bu, rüşvet suçuna paralel bir şekilde, tarafların haksız işin gördürülmesi ve karşılığında menfaat sağlanması konusunda iradelerinin birleşmesiyle, yani 'anlaşma' ile suçun tamamlandığını kabul eder. Bu bir 'sırf hareket suçu' görünümüdür. TCK m. 255/3 ise, bu anlaşmanın kurulamadığı, yani suçun hazırlık veya icra hareketlerinin yarıda kaldığı 'teşebbüs' aşamasını düzenler. Bu fıkraya göre, bir tarafın (menfaat temin edecek olanın) menfaat teklif etmesi veya vaadinde bulunması ancak diğer tarafın (işi gördürecek olanın) bunu 'kabul etmemesi' halinde, anlaşma kurulamadığı için suç tamamlanmış sayılmaz. Bu durum, suçun teşebbüs aşamasında kalmasıdır. Kanun koyucu, anlaşma sağlanamadığı için kamu idaresinin güvenirliğine yönelik tehlikenin, suçun tamamlanmış haline göre daha az olduğunu kabul etmiş ve bu nedenle cezada yarı oranında indirim öngörmüştür. Dolayısıyla, m. 255/2 tamamlanmış suçu (anlaşma var), m. 255/3 ise teşebbüs aşamasını (anlaşma yok, sadece teklif/talep var) düzenlemektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/hatir-dolandiriciligi-ve-nufuz-ticareti-suclari)