Bir kamu görevlisinin, görevinin sağladığı nüfuzu kullanarak bir kişiyi kendisine menfaat sağlamaya 'icbar etmesi' ile bir işi yapmak veya yapmamak için o kişiyle 'anlaşarak' menfaat temin etmesi arasındaki temel farkları, irtikap (TCK m. 250) ve rüşvet (TCK m. 252) suçları bağlamında, özellikle mağdur/failin iradesi ve hukuki konumu açısından açıklayınız.
İrtikap (TCK m. 250) ve rüşvet (TCK m. 252) suçları arasındaki temel ayrım, menfaati temin eden kişinin iradesinin durumunda ve hukuki konumunda yatmaktadır. 1. **İrade Serbestisi:** Rüşvet suçunda, rüşvet veren ile rüşvet alan kamu görevlisi arasında serbest iradeleriyle yapılmış bir 'anlaşma' söz konusudur. Her iki taraf da gayrimeşru bir zeminde buluşur ve karşılıklı menfaat beklentisiyle hareket eder. İrtikap suçunda ise, özellikle 'icbar suretiyle irtikap' halinde, menfaati sağlayan kişinin iradesi kamu görevlisinin manevi cebri veya baskısı (icbar) ile sakatlanmıştır. Kişi, bu baskı olmasaydı menfaati sağlamayacaktı. 2. **Hukuki Konum:** Rüşvet, çok failli bir 'karşılaşma suçu'dur. Hem rüşveti alan kamu görevlisi hem de rüşveti veren kişi 'fail' konumundadır. İrtikap ise tek failli bir suçtur; fail sadece kamu görevlisidir. Menfaati sağlayan kişi ise suçun 'mağduru' konumundadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre (örn. CGK-K.2010/70), irtikapta fert, yararı iradesi haricinde mağdur sıfatıyla temin ederken; rüşvette fert, yararı serbest iradesiyle ve fail sıfatıyla temin etmektedir. Bu ayrım, her iki suçun koruduğu hukuki değerin (kamu idaresinin güvenirliği) yanı sıra, irtikapta mağdurun irade özgürlüğünün de ihlal edilmesinden kaynaklanır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/rusvet-sucu-cezasi-nedir.html)