CMK m. 109/6'ya göre kural olarak adli kontrol altında geçen süreler cezadan mahsup edilmez. Ancak bu kurala getirilen istisnalar (m. 109/3-e ve m. 109/3-j) hangi gerekçelere dayanmaktadır? 'Konutu terk etmemek' tedbirinde geçen her iki günün bir gün olarak mahsup edilmesinin 'eşitlik' ve 'ölçülülük' ilkeleri açısından değerlendirmesini yapınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40835

CMK m. 109/6'daki genel kural, adli kontrolün kişi hürriyetini tutuklama gibi tamamen kısıtlamadığı varsayımına dayanır. Ancak kanun koyucu, bazı adli kontrol tedbirlerinin fiilen hürriyeti kısıtlayıcı nitelikte olduğunu kabul ederek istisnalar getirmiştir. Bu istisnalar: 1) CMK m. 109/3-e: 'Uyuşturucu... bağımlılığından arınmak amacıyla, hastaneye yatmak...' Bu tedbirde kişi, iradesi dışında bir sağlık kuruluşunda tutulduğu için hürriyeti fiilen ve tamamen kısıtlanmıştır. Bu nedenle burada geçen sürenin cezadan mahsubu, tutukluluktakine benzer bir mantığa dayanır. 2) CMK m. 109/3-j: 'Konutunu terk etmemek' (elektronik kelepçe). Bu tedbir de kişiyi belirli bir mekâna hapsettiği için hürriyeti ağır şekilde kısıtlar. Bu nedenle mahsubu öngörülmüştür. 'Konutu terk etmemek' tedbirinde geçen her iki günün, bir gün olarak mahsup edilmesi, bu tedbirin cezaevindeki tutukluluk kadar ağır bir kısıtlama olmadığı, kişinin en azından kendi konfor alanında ve sınırlı da olsa sosyal çevresiyle temas halinde olduğu varsayımına dayanır. Bu, 'ölçülülük' ilkesi gereği, tutukluluk ile adli kontrol arasında bir ara formül bulma çabasıdır. Ancak 'eşitlik' ilkesi açısından, hürriyetin kısıtlanması niteliği itibarıyla benzer olan bu durumda, bire bir mahsup yerine 2'ye 1 oranının uygulanması, konutu terk etmeme tedbirine tabi tutulan kişi aleyhine bir eşitsizlik yarattığı şeklinde eleştirilebilir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/adli-kontrol-karari-itiraz/)