TMK m. 506'da yapılan 2007 tarihli değişiklikle kardeşlerin saklı pay sahibi mirasçı olmaktan çıkarılmasının, miras hukukundaki 'aile-içi dayanışma' ve 'mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü' ilkeleri arasındaki dengeye etkisini tartışınız.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda 2007 yılında yapılan değişiklikle kardeşlerin saklı paylı mirasçı statüsü kaldırılmıştır. Bu değişiklik, iki temel ilke arasındaki dengeyi mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü lehine kaydırmıştır. Değişiklikten önce, mirasbırakanın altsoyu, ana-babası ve eşi yoksa kardeşleri saklı pay sahibiydi. Bu durum, mirasbırakanın mirası üzerinde dilediği gibi tasarruf etmesini engelliyor ve mirasın aile içinde kalmasını teşvik ederek bir tür aile-içi dayanışmayı koruyordu. Değişikliğin temel gerekçesi, mirasbırakanın irade özerkliğini ve tasarruf özgürlüğünü genişletmektir. Modern hukuk anlayışında, kişinin kendi malvarlığı üzerinde ölümünden sonra da dilediği gibi tasarrufta bulunabilmesi esastır. Kardeşlerin, altsoy veya eş gibi çekirdek aile üyesi olmaması ve genellikle kendi hayatlarını kurmuş olmaları, onların mirastan zorunlu pay almalarını gerektirecek koruma ihtiyacının daha az olduğu düşüncesini güçlendirmiştir. Bu değişiklik sonucunda, altsoy, ana-baba ve eş dışında mirasçısı olmayan bir mirasbırakan, mirasının tamamı üzerinde serbestçe tasarruf edebilir hale gelmiştir (TMK m. 505). Bu durum, tasarruf özgürlüğünü artırırken, kardeşler arasındaki potansiyel miras beklentisini ve ekonomik dayanışmayı zayıflatmıştır. (Kaynak: or.av.tr/sakli-pay-nedir/)