Nüfuz ticareti suçunda (TCK m. 255), failin gerçekten nüfuz sahibi olması gerekir mi, yoksa sadece öyle olduğunu söylemesi yeterli midir?
Metindeki Yargıtay kararı analizine göre, nüfuz ticareti suçunun oluşması için failin ilgili kişiler üzerinde gerçekte bir nüfuz sahibi olması veya en azından bu potansiyele sahip olduğuna inanılması gerekir. Eğer fail, gerçekte hiçbir nüfuzu olmadığı halde sırf yalan söyleyerek mağduru aldatıp menfaat temin ederse, bu eylem nüfuz ticareti değil, TCK m. 158/2'deki hatır dolandırıcılığı suçunu oluşturur. (Bkz: Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 29.04.2019 tarihli kararı; https://sen.av.tr/tr/makale/hatir-dolandiriciligi-ve-nufuz-ticareti-suclari)