AİHM'in Akgün/Türkiye kararında, bir kişinin adının ByLock 'kırmızı liste'de yer almasının tek başına 'makul suç şüphesi' için yeterli görülmemesinin ardındaki mantık nedir?
AİHM, 'makul şüphe' standardının objektif ve kişiselleştirilmiş olgulara dayanması gerektiğini savunur. Bir kişinin adının bir listede yer alması, tek başına o kişinin suça iştirak ettiğini gösteren somut bir eylem veya olgu sunmaz. AİHM'in bu yaklaşımının ardındaki mantık şudur: 1) Listenin nasıl oluşturulduğu, güvenilirliği ve hatasızlığı her zaman kesin değildir. 2) Listede yer almak, kişinin ByLock'u hangi amaçla kullandığını, içeriğini veya örgütsel bir faaliyet için kullanıp kullanmadığını göstermez. 3) Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği, sadece bir gruba veya listeye dahil olmak değil, kişinin kendi somut eylemleriyle suçu işlediğine dair belirtiler olması gerekir. Bu nedenle AİHM, listenin varlığına ek olarak, kişinin örgütsel faaliyetine işaret eden başka somut delillerin de sunulmasını makul şüphe için gerekli görmektedir.