Yalan tanıklık suçunun manevi unsuru olan 'kast' ile olası kast arasındaki ayrım bu suç tipinde nasıl değerlendirilir? Tanık, beyanının gerçeğe aykırı olma ihtimalini öngörerek ifade verirse yalan tanıklıktan sorumlu olur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40363

Yalan tanıklık suçu, sadece 'doğrudan kast' ile işlenebilir. Yani failin, beyanının gerçeğe aykırı olduğunu kesin olarak 'bilmesi' ve bu şekilde tanıklık yapmayı 'istemesi' gerekir. Olası kast (TCK m. 21/2), yani failin neticenin (gerçeğe aykırı beyanda bulunmanın) gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen 'olursa olsun' diyerek hareket etmesi, bu suçun oluşumu için yeterli değildir. Tanığın, bir husustan tam emin olmamasına rağmen, doğru olabileceğini de düşünerek veya sonucunu umursamadan bir beyanda bulunması, doğrudan kastın varlığını göstermez. Yargıtay, bu suçun manevi unsurunun oluşumu için 'bilerek ve isteyerek' gerçeğin çarpıtılması unsurunu net bir şekilde aramaktadır.