Meşru müdafaada, savunmanın 'saldırana karşı yapılması' şartı mutlak mıdır? Saldırganın eylemine yardım eden veya onu cesaretlendiren üçüncü bir kişiye karşı yapılan savunma meşru müdafaa sayılır mı?
Kural olarak savunma saldırana karşı yapılmalıdır. Ancak saldırıya fiilen katılan, saldırganla birlikte hareket eden (örneğin, saldırgan vururken kurbanı tutan) kişiler de 'saldırgan' konumundadır ve onlara karşı yapılan savunma da meşru müdafaa kapsamında kalır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/264 sayılı kararında, sanığa saldıran mağdurun kardeşi Burak'ın da 'mağdura yardım ederek sanığın ayaklarını tuttuğu' belirtilmiştir. Bu durumda Burak da saldırının bir parçası haline gelmiştir ve ona karşı yapılacak orantılı bir savunma da meşru müdafaa sayılacaktır. Ancak saldırıyla ilgisi olmayan, sadece orada bulunan veya sözlü olarak cesaretlendiren birine karşı yapılan fiziki eylem meşru müdafaa olarak kabul edilmez.