Bir tanığın, gerçeğe aykırı beyanda bulunarak masum bir kişiye suç isnat etmesi halinde, bu eylem TCK m. 272 (yalan tanıklık) kapsamında mı, yoksa TCK m. 267 (iftira) kapsamında mı değerlendirilmelidir? İki suç arasındaki ayırt edici unsur nedir?
Bu eylem, TCK m. 272 (yalan tanıklık) kapsamında değerlendirilmelidir. İki suç arasındaki temel ayırt edici unsur, failin hukuki sıfatı ve eylemin gerçekleştirildiği hukuki bağlamdır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2023/3260 E., 2024/1659 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi; iftira suçu (TCK m. 267), yetkili makamlara 'ihbar veya şikayette' bulunarak bir kimseye hukuka aykırı fiil isnat edilmesiyle oluşur. Yalan tanıklık suçu ise, kanunen tanık dinlemeye yetkili bir merci önünde 'tanık' sıfatıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunulmasıyla oluşur. Kişi 'tanık' sıfatıyla ifade veriyorsa, eylem daha özel bir düzenleme olan yalan tanıklık suçunu oluşturur ve bu suç iftira suçunu dışlar (lex specialis derogat legi generali ilkesi).