Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK m. 109) ile yalan tanıklık suçu (TCK m. 272) arasında, TCK m. 272/5 hükmü nasıl bir bileşik suç (mürekkep suç) benzeri bir yapı kurmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #40266

TCK m. 272/5, yalan tanıklık eyleminin belirli bir sonuca (gözaltı veya tutuklama) yol açması ve mağdurun sonradan aklanması halinde, iki ayrı suçun birleştiği özel bir sorumluluk hali yaratır. Normalde, yalan tanıklık ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma iki ayrı suçtur. Ancak bu fıkra, yalan tanıklığı, hürriyeti kısıtlamanın 'aracı eylemi' haline getirir. Yalan tanıklık yapan kişi, kendi eylemiyle (gerçeğe aykırı beyan) yargı makamını bir 'araç' olarak kullanarak mağdurun hürriyetinin kısıtlanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle kanun koyucu, onu bu sonucun 'dolaylı faili' olarak kabul etmiş ve temel yalan tanıklık cezasının yanı sıra, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre de sorumlu tutulacağını belirterek, eylemin yarattığı çifte haksızlığı tek bir ağırlaştırılmış norm içinde cezalandırmıştır.